HEPAR - DENİZLİ Anadolu Kartalları Çalışma Grubu

Benim İçin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP). Eşbaşkanının Damat Ferit'ten Hiçbir Farkı Yoktur.... KemalistKartal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Araplar Araplar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 668
Kayıt tarihi : 14/11/08
Yaş : 29
Nerden : Denizli

MesajKonu: Araplar Araplar   Ptsi Kas. 17, 2008 6:03 pm

Araplar

Araplar, anadili Arapça olan, başlıca Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da yerleşmiş bulunan sami halk
ARAPLAR

Akdeniz'in güneyinde Afrika'da Büyük Sahra ve Sudan'a, doğusunda Irak'a ve Arap Yarımadası'na kadar uzanan bir coğrafyada yaşarlar. Nüfusunun büyük kısmı Araplardan oluşan ve Arapça konuşulan ülkeler Arap ülkeleri olarak adlandırılır.

Eskiden Arapların anayurdu olan Arabistan'da Arap sözcüğü, yerleşik halkın karşıtı olan göçebe anlamında kullanılırdı.

İslamiyet Öncesi Araplar

Siyasi Durum:

Arabistan Asyanın güneybatısında Basra Körfezi ve Kızıldeniz arasında yer alan , kuzeyine Irak ve Ürdün'nün bulunduğu çok büyük bir yarımadadır.Arabistan'ın üç yanı dağlarla çevrili iç bölgeleri çöllerle çevrilidir.Hemen hemen Hindistan kadar büyük bür yüzölçüme sahip olmasına rağmen büyük bir bölümü çöl olduğu için nüfusu çok azdır.Yarımadada akarsu yoktur;kuyular bile az ve birbirinden uzaktır.İslami-yetten önce yarımadada çeşitli devletler kurulmuştur.Kuzeyde Nabatlılar , Tedmürler ve Gassaniler. Güneyde Main ,Sebe ve Himyeri devletleri

Nabatlılar: Yarımadanın kuzeybatısına yerleşmişlerdi.Hadramut'un baharat yolununun son bölümünü ele geçirerek zengin oldular. Yaklaşık 500 yıl süren devlet 106 da Roma Krallığının Arabistan eyaleti oldu.
Tedmürler(Palmiralar):Kuruluşu ndan başlayarak Roma'nın müttefiki olan Tedmürler roma kurumlarını benimsediler.Romalılar tarafında ele geçirilen Petra 'nın yıkılmasından ve ipek yolunun kara kısmının ka-panmasından yararlanarak hint mallarını taşıma tekelini ellerine aldılar.Zenginliklerini İS II.yydan sonra yapılan anıtların çokluğu açıklar.634de Araplar tarafından yıkılmışlardır.

Gassaniler:Adını etrafında yaşadıkları Gassan Gölünden alırlar.Fenike Filistin ve Havran bölgelerini ele geçiren Gassaniler sınırlarını korumak koşouluyla Bizans imparatorluğuna özerk kabile kimliğiyle bağlandılar.7.yyda Suriye toprakları islam devletinin yöntimi altına girmesiyle hanedan sona erdi.
Mainler:Adını Yemendeki Main şehrinden alır.Krallık İÖ IV.yydan İS Iyya kadar zengin bir krallık olarak varlığını sürdürdü.

Sebeler:Yemen'in doğusunda kurulmuş krallık,başkenti Marib'ti.Kokulu bitkilerin ticaretiyle para kazanı-yorlardı.Sebeler önce bir kabileydi sonra çevresine başka kabilleler toplandı.Asurlular Sebe muharriblerinin kabilesini kabul ettiler.Romalıların deniz yoluyla Arabistan'a gelmesine kadar zenginlik içinde yaşadılar Kabileler arasındaki çekişmeler Seba'nın Himyerilerin boyunduruğu altına girmesine yol açtı.

Himyeriler:Bugünkü Suudi Arabistan'da hüküm sürmüş olan Himyeriler Kızıldenizden Hİnt Okyanusuna değin çok geniş bir bölgede yaşamışlardır.Roma imparatorlarının Aden'e kiliseler yapması hristiyanlığı onlara tanıtmıştır.İranlıların yönetimi altına girmişlerdir.Hz Muhammed zamanında islamı kabul etmişlerdir

Arabistan'da tam bir siyasi birlik yoktu.Göçebe ve birbirine rakip kabileler ve kant devletleri halinde yaşı-yorlardı.Her kabilenin başında şeyh emir ve muharribler vardı.Başkanların kendi kabileleri üzerinde sonsuz yetkileri vardır.Devletler mutlakiyet esasına dayanıyordu.Mekke'de ise özel bir durm vardı.Dar'un nedve denilen danışma kurulu şehir yönetimiyle ilgili konularda toplanır ve kara alırlardı.Mekke'nin en etkili kabilesi Kureyşti.

B)Din ve İnanış:

İslamiyet öncesinde arapların çoğu putlara taparlardı.Her kabilenin ayrı inançları vardı.Ayrı ayrı putları vardı.Kabe Araplarca kutsal sayılır ve her kabilenin putları bulunurdu.En büyük putlar Hübel Lat Menat ve Uzza idi.Araplar yılda bir kez Kabeyi ziyarete giderlerdi.Onlar için kurbanlar keserlerdi.Kabe etrafında bulundukları aylara haram aylar derlerdi.Bu süre içnde kavga etmezlerdi. Arabistan'da hristiyanlık az da olsa yayılmayı başarmıştır.Musevilik de Arabistan da kendine yer bulmuş-tur.Hatta bu yüzden kavgalar çıkmıştır.Yahudi dinini benimsemiş bir Himyeri prensinin Yemendeki hristiyanlara eziyet etmesini bahane eden hristiyan Abinsiya kralları bu duruma müdahele ederek ülkeyi işgal ettiler.Ayrıca Araplar arasında Hz İbrahim'in dinin yaşatan ,kainatın yaratıcısı olan Allah'a inananlar da vardı.Bunlara hanif denirdi.

C)Sosyal ve İktisadi Hayat:

Sami ırkından olan Araplar göçebe yaşarlardı.Bunlara bedevi denirdi.IV yyda kent ve ticaret hayatı gerile-yip göçebe ve çobanlık hayatı yeniden yayılamya başladı.Arabistan yarımadasında tek geçim yolu haline geldi.Hicaz ve Yemen bölgelerinde yaşayanların bir kısmı şehirlere yerleşmişlerdir.Onlara medeni denirdi-Arabistanın en önemli bölgesi Hicazdır.Mekke ve Medine şehirleri buradadır.Hicaz görece olarak çevreden kopuk son derece kurak bir bölgeydi.Kuzey Arabistanda ticaret Persler ile Bizanslılar arasındaki bitmek tükenmek bilmeyen savaşlar sonucunda gerileyince özellikle bir kervansaray konaklama yeri olan Mekke'nin önemi arttı.Dinsel yaşam melek Cebrail'in getirdiğine inanılan ve Kureyşlilerce korunan Hacerülesved'in saklandığı Kabe çevresinde toplanmaya başladı.Kabe daha o dönemde hareketli bir hac merkezi haline geldi.

D)Dil veEdebiyat:

Arap edebiyatının kökeninde şiir vardır.Şiirdeyse çoğu zaman göçebe yaşayışı aşiretlerin sürü ve çadırlarıyla otlak ve sulak yerlerde dolaşmaları ,yıldızlı parlak geceler sevgiliye ilişkin duygular, inanışlarve yiğitliği anlatılır.Bu şiirlere deveci türküsü anlamına gelen hida denir.Göçer çöl insanının söylediği bu şiirler kentlerde söylenmeye başlandığında belli değişikliklere uğrayarak kesin ölçüler kazanmıştır.

İslam öncesi Arap şiirinden günümüze gelen en önemli örnek Yedi Askı'dır.Bu şiirler Ukaz Panayırı'nda düzenlenen bir şiiir yarışmasında beğenilerek mısır ketenine yazılmış ve Kabe'ye asılmıştı.
Bu dönemde muamma(bilmece)hayvan masalları,efsane ve halk öyküleri gibi düzyazı türlari de gelişmiştir. Samar adı verilenve kent kent dolaşılarak anlatılan söylence ve öyküler daha sonra yazıya geçirilmiştir.

İslamiyet öncesi bu döneme Cahiliye dönemi de denir.

İslam Devri


Hz. Muhammed'in ( S.A.V) kurduğu İslam Dini'ni ilk olarak Araplar benimsediler. Bu dini benimseyenler kendilerine, "Allah'ın iradesini kabul eden" anlamında Müslüman adını verdiler. İlk Müslümanlar, dinlerini yaymak amacıyla birçok ülke ele geçirdiler ve Hz. Muhammed'in ( S.A.V ) liderliğinde büyük bir devlet kurdular. Bu devlete o dönemde bir isim verilmemiş olmakla beraber, günümüzdeki referanslarda daha çok İslam Devleti olarak nitelendirilir. İslam Devleti dört halifeden sonraki dönemlerde yönetimi ele geçiren sülalelerin isimleri ile anılır olmuştur (Emeviler, Abbasiler vb.)

Müslümanlar, Hz. Muhammed'in (S.A.V ) ölümünden sonra da kendilerine bir halife seçtiler. Halifeliğin yönetim merkezi önce Mekke, sonra Suriye'deki Şam kentiydi. 750'de halifeliği Emevilerden alan Abbasiler, Irak'taki Bağdat kentini halifeliğin başkenti yaptılar.

Osmanlılar'ın Arap dünyasında hakim olması ile birlikte, halife unvanı Osmanlı padişahlarına geçmiş, İslam Devleti, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde erimiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından halifelik kaldırılmıştır. Müslüman Arap devletleri birer birer bağımsızlıklarını kazanmışlardır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kemalistkartalı.com.tr.tc
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 668
Kayıt tarihi : 14/11/08
Yaş : 29
Nerden : Denizli

MesajKonu: Geri: Araplar Araplar   Ptsi Kas. 17, 2008 6:04 pm

Osmanlı idaresi

Osmanlılar 15. yüzyılda Anadolu'da güçlü bir devlet haline geldikten yaklaşık 100 yıl sonra, Arapların yaşadığı toprakları ele geçirdiler. Yavuz Sultan Selim 1517'de Mısır, Suriye ve Hicaz’ı; oğlu Kanuni Sultan Süleyman da Bağdat, Irak, Aden ve Yemen’i Osmanlı topraklarına kattı. Daha sonra Avrupa'daki teknik ve ekonomik gelişmelerin gerisinde kalarak zayıf düşen Osmanlılar, 19. yüzyıldan başlayarak Arap topraklarını yitirdiler.

Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yanında savaşa girince, İngiltere Mekke Emiri Hüseyin bin Ali'nin önderliğinde Arapları kışkırtarak ayaklandırdı. Arapça'yı ana dili gibi bilen Yarbay T. E. Lawrence (Arabistanlı Lawrence) gibi bazı İngiliz casuslarının yardımıyla Araplar, Osmanlılar'ın 1918'de uğradığı yenilgide önemli rol oynadılar. Savaştan sonra bağımsız devletler kurmayı uman Araplar, kendilerini İngiliz ve Fransız mandası altında buldular.

Bağımsızlıklarını kazanmaları

Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen 50 yıl içinde Arap devletleri, birbiri ardından bağımsızlıklarını kazandılar. Bu devletlerin birçoğu 1945'te kurulan Arap Birliği’ne katıldı. Birliğin amacı Araplar arasında ekonomik, siyasal ve askeri dayanışmayı sağlamaktı. 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesiyle başlayan ABD ile Saddam yönetimi arasındaki ilişkilerin gerilmesi, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgal etmesiyle sonuçlanınca Araplar yeni bir sorunla karşı karşıya kaldılar.

Arap toplumu ve kültürü

Arapların tamamına yakını Arapça konuşur ve çoğunluğu da aynı dine (İslam) inanır. Ne var ki, Arabistan dışındaki bölgelerde yaşayan Araplar, yerli halkla karıştıkları için töreleri de değişikliğe uğramıştır. Öte yandan Afrika-Asya kurak çöl kuşağında yaşadıkları için aralarında büyük benzerlikler de vardır.

Çok eski zamanlardan beri kurak çöl kuşağını iki tür topluluk yurt edinmiştir: Göçebeler ve yerleşik olanlar. Yerleşik olanlar çiftçiler ya da kentlilerdi. Göçebeler ise hayvancılıkla uğraşır ve yılın büyük bir bölümünü otlaklar aramakla geçirirlerdi. Yazın otlaklar kuruyunca, yerleşme bölgelerine ya da vahalara çekilir ve buralarda kurdukları çadırlarda yaşarlardı. Böylece yerleşik halk ile göçebeler her zaman yakın ilişki içinde olmuşlardır. Yerleşik halk, göçebelerden, eti için koyun ve keçi, ulaşım için de deve satın alırlardı. Bunların karşılığında göçebeler de tarım ürünü, silah, giysi gibi gereksinimlerini yerleşik halktan sağlardı.

Güney Arabistan, çok eski çağlarda, baharat ticaretinin önemli bir merkeziydi. Anadolu folklorunda da adı geçen Saba Melikesi Belkıs’ın, buradaki baharat krallıklarından birinde kraliçe olduğu sanılır. Baharat Arabistan'dan Akdeniz limanlarına deve kervanlarıyla taşınırdı. Bedevi adı verilen kabileler, Arabistan'dan geçen bütün baharat yollarını denetim altında tutuyorlardı.

Kırsal kesimde yaşayan Arapların çoğunun yaşam biçimi birbirine benzer. Üzerinde oturulan ve uyunan halılar, kilimler ve yastıklar, evlerin başlıca eşyasıdır. Evler genellikle iki bölüme ayrılmıştır. Erkeklerin girip çıkabildikleri bölüme selamlık, ailedeki kadınların yaşadığı bölüme de harem denir.

Geleneksel konukseverlik, özellikle kırsal kesimde bugün de sürmektedir. Yörelerinin önde gelenleri, tanımadıkları yolcuları bile evlerinin selamlık bölümünde ağırlarlar.

Bedeviler, günümüzde toplam Arap nüfusunun yüzde 5-10'unu oluştururlar. Özellikle Suudi Arabistan'da yaşarlar. Kentlerde yaşayan Arapların sayısı nüfusun yüzde 40’ı kadardır. Geri kalanlar birbirlerinden uzak küçük köylerde yaşadıkları için geleneklerini daha çok korumuşlardır.

Sanat ve bilim

Araplar, askeri başarılarının yanı sıra, sanat ve bilimde de büyük gelişme gösterdiler. Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde (786-809), başkent Bağdat önemli bir kültür merkeziydi. Avrupa’da ve doğu ülkelerinde, tanınmış eğitim kurumlarıyla olduğu kadar mimarlık, astronomi, tıp ve matematik alanlarında da ün kazandılar. Bugün kullanmakta olduğumuz sayı sistemini Avrupa'ya Araplar tanıtmış, bir matematik dalı olan cebir de onların katkılarıyla gelişmiştir. 11. yüzyılda Avrupa'daki Hıristiyan ülkelerin, Suriye ve Filistin'e düzenlediği Haçlı Seferleri de, Avrupa ile Arap ülkeleri arasındaki ticaretin gelişmesine, ayrıca Arap sanat ve biliminin dünyaya yayılmasına yol açtı.

Arapların sonradan fethettikleri Mısır'daki Kahire, İspanya'daki Kurtuba gibi kentlerde de sanat ve bilim çok ileriydi. Ne var ki Araplar, ele geçirdikleri toprakları uzun süre tek bir yönetim altında tutamadılar. Mısır ve İspanya'da ayrı halifelikler ortaya çıktı. Orta Asya'dan gelen Moğolların bir kolu olan İlhanlılar 1258'de Bağdat'ı ele geçirerek Abbasi Halifeliği’ne son verdiler. Bu tarihten sonra Araplar bir daha güçlü bir devlet kuramadılar.

Bugün Arap dünyasını ilgilendiren başlıca konular, bazı Arap devletlerini çok zenginleştiren petrol gelirlerinin en iyi nasıl değerlendirileceği; İslam felsefesi ile çağdaş dünyanın nasıl bağdaştırılacağı; Irak’taki ABD-BK işgali ve İsrail-Filistin sorununun nasıl çözüleceğidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kemalistkartalı.com.tr.tc
 
Araplar Araplar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HEPAR - DENİZLİ Anadolu Kartalları Çalışma Grubu :: Milletler Tarihi-
Buraya geçin: