HEPAR - DENİZLİ Anadolu Kartalları Çalışma Grubu

Benim İçin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP). Eşbaşkanının Damat Ferit'ten Hiçbir Farkı Yoktur.... KemalistKartal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Falih Rıfkı'ya Verdiği Mülâkat

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 668
Kayıt tarihi : 14/11/08
Yaş : 29
Nerden : Denizli

MesajKonu: Falih Rıfkı'ya Verdiği Mülâkat   Ptsi Kas. 17, 2008 9:56 am

Falih Rıfkı'ya Verdiği Mülâkat




İzmir - Gazi Başkumandanımız ''Akşam'' için bugün mülâkat vermeye muvafakat etti.


İzmir denizi karşısında, millet ordularının başkumandanından zafer menkıbelerini dinliyoruz. Evvelâ kendilerinden taarruz kararının ne zaman verildiğini istizah ettik (sorduk):


''- Sakarya meydan muharebesini intaç eden (sonuçlandıran) taarruzumuz, memleketi düşman ordusundan tathir edinceye (temizleyinceye) kadar harekete devam etmek kararının mebdei (başlangıcı) idi.


Malûmdur ki Sakarya harbinin son günlerinde Yunan sol cenahına ordumuz mukabil taarruzda bulundu, işte Yunan ordusunu ricate mecbur eden o mukabil taarruzdur ki ordumuz İzmir'e gelinceye kadar devam etti.'


- Taarruz kararının tatbikatında bir senelik bir teahhür (duraksama) var. Harekâtın bilâ inkıta (duraksamaksızın) niçin devam etmediği izah buyrulur mu?


''- Bilâkis bilâ inkıta (kesintisiz) devam etti. Ancak büyük bir taarruz kararının tatbikatı birtakım istihrazatı istilzam eder (gerektirir). Bu istihzaratın muhtaç olduğu bir zaman vardır. Ancak teahhür ve intizar hiç olmadı denilemez, bunun sebeplerini de mülâhazat-ı siyasiyede (siyasî düşüncelerde) aramak lâzımdır. Filhaika ordularımız çok evvel bugünkü neticeye varmak kudretini iktisap etmişti (elde etmişti).''


- Bu son harekât-ı askeriye ile tahakkuk eden büyük muvaffakiyet, bilhassa düşman ordusunun seri bir surette imhası, esasen bu ordunun maddî ve manevî kuvveti ile ahvâb-i dahiliyesindeki tezebzüpten mi (sarsılmadan mı) ileri geldi? Trakya'ya nakledilmiş kuvvetlerin bıraktığı boşluk mühim mi idi?


''- Bütün dünya bilir ki Yunan ordusu ......................... (noktalı yerler İngiliz sansürü tarafından çıkarılmıştır) fennî ve askerî icabata tamamen muvafık surette teşkil ve tensik edilmiş (düzenlenmiş) kuvvetli bir ordu idi ve Yunan devletinin şimdiye kadar malik olduğu orduların hepsinden kuvvetli idi Ahval-i mâneviyesinde şâyi olduğu (yayıldığı) gibi, bir tezebzüb (karışıklık) olduğuna dair hakiki hiçbir emâre (belirti) yoktu. Yunan askerlerinin, askerlerimizle temas ettikleri vakit kendilerini gevşemiş gibi göstererek ve hakikatte bizi gevşetmeye mâtuf (yöneltilmiş) telkinatta bulunduklarına bakılırsa, bütün bu işâattan (yayma, duyurmadan) maksat ne olduğu tebeyyün (belli olma) eder. Bu suretle bize Yunan ordusunun inhilâline (dağılmasına) intizar ederek meselenin halledileceği ümidini vermek istediler ve bu vâhi (boş) intizar ile geçecek zamanın bizim ordumuzu inhilâle (dağılmasına) uğratacağı zannında bulundular. Son müsademelerde (çatışmalarda) bilhasa Afyonkarahisar, Dumlupınar büyük meydan muharebesi günlerinde düşmanın mukavemet, mücadele ve bütün teşebbüsleri ciddi ve ehemmiyetli idi. Düşman ordusundan Trakya'ya mühim bir kuvvet geçirilmemiştir. Mübalâğa ile bahsi geçen bu kuvvet, yeni teşekkül etmiş yahut teşkilâtı henüz hitam (son) bulmamış ve bir kısmı silâhsız iki üç alaydan ibarettir. Yunan ordusu bütün aksamı ve bütün vesaiti ile Anadolu'nun içinde milletin kalbine saplanmış bir hançer vaziyetinde idi.''


- Paşa hazretleri, Yunan ordusu daha iyi sevk ve idare edilseydi duçar olduğu âkibetten kurtulamaz mı idi?


''- Düşman ordusu kumanda ve zabitan heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının kumanda ve zabitan heyetinden dûn (aşağı) olduğuna şüphe yoktur. Ancak Yunan kumandanları ve zabitleri ordularını kurtarmak için her çareye büyük gayretlerle tevessül ettiler (giriştiler).''


- İstanbul'da ordularımızın düşmana baskın yaparak hücum ettiği söylendi, bu noktayı da istizaha müsaade eder misiniz?


''- Ordularımızın sevkûlceyş (strateji) ve tâbiye harekâtı günlere düşmanın gözü önünde ve tayyarelerinin keşfiyatı altında cereyan etti. Bu harekâtımızı baskın zannediyorlarsa söylediklerinin doğru olması lazım gelir. Fakat ben zannediyordum ki Yunan kumandanlarıyla erkân-ı harbiyesi ordularımızın hazırlığından ve harekâtından haberdar idi. Ancak ordularına ve bilhassa Afyonkarahisar, Seyitgazi, Eskişehir ve bütün cephelerde bir seneden beri çalışarak vücuda getirdikleri ve her nevi vesaitle takviye ve teçhiz ettikleri müstahkem mevzilerine, külliyetli topçularına, nihayetsiz cephane ve mühimmat menbaalarına (kaynaklarına) lüzumundan ziyade güveniyorlardı. Su hakikatten tegafül ediyorlardı ki (yanılıyorlardı ki) insanların mücadelesinde en kuvvetli istihkâm iman dolu göğüslerdir!''


- Taarruzdan iki gün evvel Ankara'da gazetecilere taraf-ı âlinizden bir çay ziyafeti verildiğini işitmiştik. Hattâ İstanbul gazeteleri bu ziyafete dair telgraflar meşrettiler. Buna nazaran harekâtın başlangıcında zat-ı âlilerinin Ankara'da bulunduğunuzu zannediyorduk.


''- Filhakika bu ziyafetten bahsedildiğini ben de duydum. Fakat bu ziyafet değildi. Bazan insanlara mütena'im olmadıkları (nimetlenmedikleri) çok ziyafetler atfolunur!..''


Şimdi mülâkatın asıl mühim safhasına gelmiştik:


Taarruz harekâtı nasıl başladı ve nasıl inkişaf etti?


Bu muazzam Türk zaferinin hikâyesini, en yüksek müessirinin lisânından dinlemekte müheyyiç (heyecan verici) bir şey var.


''- Taarruz hareketi Afyonkarahisar cenup cephesinde düşmanın bir kısım hutut-u müstahkemesini (müstahkem hatlarını) çiğneyerek tatbik edilmiş bir yarma hareketi ile başladı. Bunu müteakip düşman ordusu kuvay-ı asliyesinin bir araya gelerek hazır bulunduğu Afyonkarahisar - Dumlupınar meydan muharebesi tesmiye olunan ve beş gün devam eden harpler neticesinde düşman ordusunun kuvay-ı asliyesi artık kuvet olmaktan çıkarılmıştı.''


- ''Başkumandan Muharebesi' namını alan harp hangisi idi?


''- Bu isim, büyük meydan muharebesinin son safhasını teşkil eden muharebeye verilmiştir. Düşman ordusu meydan muharebesi esnasında ikiye parçalanmıştı. Bunun büyük bir kısmı Dumlupınar şimalinde Adatepe civarında bir dereye sıkıştırıldı ve orada imha veya esir edildi.''


- Müsaade buyurulursa tebliğ-i resmilerimiz hakkında bir istizahta bulunacağım: Tebliğlerimizde muvaffakiyetlerimiz tamamıyla ifade edilmiyordu. Hatta biz kendi zaferlerimizin derecesini Yunan tebliğlerinden öğreniyorduk.


''- Hakkımız var. Biz tebliğ-i resmîlerimizde sadece harekât-ı askeriyenin devam ve suret-i inkişafını göstermekle iktifa ettik (yetindik). İstihsal ettiğimiz muvaffakiyetlerin ehemmiyet ve azametini o kadar yakından anlamıştık ki bunun ilânını düşmanlarımıza bırakmakta beis (sakınca) görmüyorduk. Muzafferiyetlerimizn düşman ağzından ifade edildiğini işitmek ayrıca bir zevk değil midir?''


- Akıncı denilen müteferrik kuvvetlerimizin vazifesi ne oldu?


''- Bu nam altında tebliğ-i resmîlerde gördüğünüz kuvvetler düşman gerilerinde faaliyette bulunmaya memur edilmiş süvari kıtalarıyla bir kısım atlı piyadelerimizdir. Bu kuvvetler mühim işler gördüler, ezcümle birçok kasaba ve köyerimizi yangın ve tahripten kurtarmışlardır.''


Zaferin İstanbul'u ve bütün dünyayı hayrete düşüren muhayyirülukâl (akıllara hayret veren) taraflarından biri de sürati idi. Askerlerimiz İzmir'e girdiği vakit, Yunan ordusunun bakıyyetüssüyufu (artakalan kısmı) henüz şehri terketmemişti. Bu sür'atin nasıl mümkün olduğunu Paşa hazretlerinden sorduk:


''Ordumuzun seri ve şedit (şiddetli) takibatı sayesinde! Filhakika daha taarruza başlamazdan evvel, dört yüz kilometreyi mütecaviz mesafe üzerinde bilâ inkıta (durmaksızın) ve bütün ordularla; düşmana nefes aldırmayacak kadar seri bir takip icra etmek nokta-i nazarından esaslı hazırklıklarda bulunmuş ve tedbirler almıştık. Düşman kuvvetleri büyük meydan muharebesinde mahlûp olduktan sonra Dumlupınar mevzilerinde, Uşak'ın şarkında Takmak, Alaşehir, Salihli civarlarında ve son defa olmak üzere İzmir'in yirmi beş-otuz kilometre şarkındaki müstahzar (hazırlanmış) meteaddit mevzilerde müdafaaya teşebbüs etti. Bu teşebbüslerin her birinde düşman ordusunun bakıyeleri bir defa daha mağlûp ve perişan edilerek ordumuz İzmir'e girdi.''


- Harekâtta istihdaf olunan (hedef tutulan) gaye evvellâ yalnız İzmir'e girmek mi idi! Bursa'ya harekât nasıl tevcih edildi!


''- Tertibat-ı askeriyemiz ve tahsis olunan kuvvetlerimiz, her iki hedefe kuvvet ve emniyetle vüsulü temin edecek derecede idi. Nitekim tasavvuratımızda isabet olduğu İzmir'in sabah, Bursa'nın akşam olmak üzere ikisinin ayni günde istirdat edilmiş (kurtarılmış) olmasından tezahür eder.''


Mülâkat bundan sonra siyasi vaziyette intikal etti. Bu bahse ait Başkumandanımızın beyanatı şöyle hülâsa edilebilir:


Ordularımızın ilk hedefi Akdeniz'di. Ordularımız Misak-ı Milli ahkâmını tamamıyla temin ettiği vakit ikinci ve üçüncü hedeflerine vâsıl olmuş olacaklardır.


Paşa hazretleri son söz olarak dediler ki: ''Milletimiz neşve-i zaferle (zafer neşesile) menaf-i hakikiye ve hayatiyeszini (gerçek ve hayatî menfaatlerini) unutacak kadar mahmur olmamıştır!''


FALİH RIFKI


(Akşam'dan: 21 Eylül 1922)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kemalistkartalı.com.tr.tc
 
Falih Rıfkı'ya Verdiği Mülâkat
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
HEPAR - DENİZLİ Anadolu Kartalları Çalışma Grubu :: GAZİ MUSTAFA KEMAL-
Buraya geçin: